Daha sonra gereken sayıda giriş noktalarından (2-4 adet) trokar adı verilen değişik çaptaki (5-10 mm.) kanallar karın duvarına yerleştirilir. Bu kanallar yoluyla görüntüyü sağlayan teleskop ve diğer yardımcı aletler operasyon bölgesine ulaştırılır. Gerekli bağlantılar kurulduktan sonra, görüntü monitöre aktarılarak işlem başlatılır.
Laparoskopik cerrahinin gelişimi çok eskilere dayanır. Yüzyılın başından beri bu alanda çeşitli adımlar atılmıştır. Fakat genel cerrahların bu yöntemi cerrahiye sokmaları çok geç olmuştur. Ancak 1980li yıllarda bu yöntem uygulanmaya başlamıştır. Bu yöntemin ilk uygulaması 1989da Fransa da yapılmıştır. ilk defa başarılan safra kesesi ameliyatından sonra bu tekniğin popülaritesi 90lı yıllarda tüm dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde de bu yöntem 1990lı yılların başında uygulanmaya başlamıştır. Yöntemin Türkiye ye gelişi , tüm dünyada uygulanmaya başlaması ile hemen hemen aynı zamandadır.
Bu tekniği bu kadar popüler yapan etken, hastalar açısından bakıldığında kişinin ameliyat öncesi aktivitesine birkaç gün içerisinde kavuşuyor olmasıdır. Cerrahlar içinse, ameliyatın alışılagelmiş cerrahi metotla aynı sürede daha güvenilir bir şekilde ve ayrıca hastaya en az zarar verecek tedavinin yapılıyor olması gösterilebilir.
Genel cerrahi alanında laparoskopik ameliyatlar Karın içindeki ameliyatların önemli bir kısmı bu yöntem ile yapılabilir. Temelde cerrahi prensiplerde değişiklik olmamakta, yalnızca önceleri karını keserek yapılan ameliyatlar, şimdi teknolojinin yardımı ile kapalı olarak yapılabilmektedir.
|